Kuraklık ve Sel Arasında Sıkışan Kent: Balıkesir İçin Suya Saygı Zamanı
Kuraklık ve Sel Arasında Sıkışan Kent: Balıkesir İçin Suya Saygı Zamanı
A
Ahmet Berk Özerk·
Balıkesir’de artan kuraklık ve ani yağışların yol açtığı sel riskleri, su yönetimi ve sürdürülebilir kentsel tasarım ihtiyacını gözler önüne seriyor. Şehrin su kaynaklarıyla barışık bir gelecek inşa etmek için mimarlık, mühendislik ve toplumsal bilinç bir arada.

İklim krizi artık uzak bir olasılık değil; kapımızda. Kurak geçen ayların ardından gelen ani yağışlar, şehirlerimizde sel felaketlerine yol açıyor. Balıkesir de bu iklim dengesizliğinin tam ortasında. Barajlar alarm veriyor, kırsalda susuz kalan tilkiler ve kirpiler artık şehir içinde dolaşıyor. Doğa bize sessiz ama net bir mesaj veriyor: “Artık dayanacak halim kalmadı.”

Sel ve Kuraklık Arasındaki Çelişki

Şehrin ortasından geçen Çay Deresi, değişken doğa koşullarında kritik bir rol oynuyor. Karesi ilçesindeki Çay ve Ege Mahalleleri, sel tehlikesine en açık bölgeler. Bu dereyi yalnızca estetik bir rekreasyon alanı olarak değil, aynı zamanda bir sel koruma hattı olarak yeniden düşünmek zorundayız.

Uzman Görüşleri

Uzman Mühendis Kadir Aydın Değirmenci’nin uyarıları bu noktada dikkate değer:

  • Havzanın büyüklüğü ve su akış dinamikleri göz önüne alındığında, Altıntaş ve Kabakdere bölgelerine mutlaka sel kapanları yapılması gerekiyor.
  • Sel kapanları, suyun kent içine taşkınla değil, dengeyle girmesini sağlayarak hem güvenliği hem de yaşam kalitesini artırır.
  • Değirmen Boğazı gibi doğal su yapılarıyla desteklenen, doğayla barışık rekreasyon alanları oluşturulabilir.

Mimarlık ve Suya Saygı

Mimarlık artık sadece bina yapma işi değil; doğayı anlama, suya saygı duyma ve kenti ekolojiyle barıştırma sorumluluğudur. Bu bağlamda:

  1. Su yönetimi stratejileri (sel kapanları, yağmur suyu toplama sistemleri) projelere entegre edilmeli.
  2. Kentsel yeşil altyapı (yeşil çatı, permeabel zemin) suyun doğal süzülmesini destekler.
  3. Çay Deresi çevresi, hem sel riski azaltıcı hem de halkın kullanımına açık bir çok işlevli alan olarak tasarlanabilir.

Bir Çağrı

Balıkesir için geç değil, ama zaman daralıyor. Şimdi bir karar vermeliyiz:

  • Suyu düşman gibi görmek mi, yoksa onunla barışarak kenti yeniden inşa etmek mi?
  • Mimarlık, mühendislik ve toplumsal bilinç bir araya gelerek sürdürülebilir bir su yönetimi modeli oluşturmalı.

Suya saygı, sadece bir çevre sorunu değil; gelecek nesillere daha güvenli, yaşanabilir ve dirençli bir şehir bırakma sorumluluğudur.

Balıkesir için suyla barışık bir gelecek inşa etmek artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur.